Etiketler

, , , , , , , , , , , ,

1.Merhabalar hocam, biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?

Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi 94 yılı mezunuyum. Yüksek Lisans/Doktora eğitimim de yine Ege Üniversitesi’nde oldu. Şu an Reklamcılık bölümünde, marka yönetimi, reklam ajansları konularında dersler yürütüyorum. “Marka yönetimi” alanında da doktora tezimi tamamladım. Doçentliğimi de “Uygulamalı İletişim” alanından aldım. Şu an profesör olarak görevime devam ediyorum.

isil91

2. Bölüm hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

“Reklamcılık” bölümü ülke çapında “Entegre Eğitim” veren ilk bölümdür. Yani entegre eğitimden kastımız şu; lisans/yüksek lisans ve doktora reklamcılık eğitimini bir bütün olarak veren Türkiye’deki ilk bölüm. Reklamcılık bölümünün eğitim planları düzenlenirken hem yurt dışı örnekleri incelendi hem de reklam sektörünün ihtiyaçları gözetildi. Ayrıca her yıl eğitim planlarımızı gözden geçirerek güncelliğini kontrol ediyoruz. İlk önce yüksek lisansı eğitim programına açtık, daha doktora ve en son da lisans ile devam ettik, lisansa öğrenci kabul ettik. Sektörle ilişkilerimiz de son derece aktif. Mezunlara yönelik bir Facebook sayfamız var. Ayrıca her dönem kayıtlanan öğrencilerin ait olduğu bir Facebook grubuyla da hem bizlerle hem de sektörle iletişimleri hakkında bilgilendirme amaçlı paylaşımlarımız oluyor. Bölüm olarak sektörle işbirliğinin olumlu yansımalarına önem veriyoruz. Bu nedenle derslerimize, alanında isim yapmış kişileri konuk olarak davet ediyor ve öğrencilerimizle bir araya getirmeye çalışıyoruz. Fakültemizde, “RED-Reklam Durağı” adı altında bir öğrenci topluluğu da var. Topluluk “Şantiye Etkinlikleri-Biz de bu yollardan geçtik” şeklinde eğitim seminerleri düzenledi. Bu etkinliklerde önceleri  “kimleri çağıralım?” diye düşünürken şu an konuklar bizi buluyor, çünkü ajanslarda artık kendi mezun öğrencilerimiz var ve mezun öğrencilerimiz destek oluyor. Hatta gelen konuklar adeta “Fahri Gönüllü Öğretim Elemanlarımız” ve öğrencilerimiz onlarla tanışıp ve oradan iletişim kurup görüş alıyorlar, zaman zaman başvurularda bulunuyorlar ve gidip görüşebiliyorlar. Böyle, sektörle de bağlantısı olan, interaktif bir şekilde de yürüten bir bölümüz.

3. Reklamcılık ve Halkla İlişkileri nasıl bağdaştırıyorsunuz?

Eskiden benim öğrencilik döneminde reklamcılık bölümleri yoktu, biz “Reklamcılık ve Tanıtım Ana Bilim Dalı” adı altında “Halkla İlişkiler ve Tanıtım” bölümünün içerisinde reklam eğitimi alıyorduk. Reklam ve halkla ilişkiler benzerlik ve farklılıkları olmakla birlikte günümüzde oldukça ön planda olan ve kurumların iletişimleri adına önemli görevler üstlenmekte. Şimdi, derslerinizden de biliyorsunuz; halkla ilişkiler ve reklamın belirgin farklılıkları var. Şöyle söyleyeyim; halkla ilişkiler daha çok kurum ve kurumun tanıtımına yönelirken, reklam daha çok markalar üzerinde gibi görülüyor. Fakat bu demek değildir ki ikisi birbirinden ayrı, birbirinden bağımsız. Aksine reklam ve halkla ilişkiler birlikte, birbirlerini destekleyen süreçlerdir. Tabii ki reklam ticari bir faaliyet olduğu için daha çok ses getiriyor, daha kısa sürelerde hedef kitleye ulaşabiliyor çünkü medyadan yer ve zaman satın alma işlemini gerçekleştirdiği için. En önemli büyük farklılık bu ama biri diğerinden üstün müdür? Hayır, ikisi de mutlaka uygulanması gereken, kurumların yönetimlerinin dikkat etmesi gereken, iki önemli fonksiyon bence.

4. Fakültemiz hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

1990 yılında bu okula öğrenci olarak başladım ve zaman içinde okulum çok gelişti, oldukça başarılı mezunlar yetiştirdi. Fakülte tarihi ile de şöyle bir anım var; ben üniversite sınavına tercih olarak yazdığımda Basın/Yayın Yüksek Okulu Halkla İlişkiler ve Tanıtım olarak yazdım ve 1990 yılında Basın/Yayın Yüksek Okuluna kayıtlandım. Biz ikinci sınıfta iken kanun hükmünde kararname çıkartılarak Basın/Yayın Yüksek Okulları “Fakülte” statüsüne dönüştürüldü ve ben fakülte mezunu olarak çıktım. Yüksek okul girişli ve fakülte çıkışlı olarak bu olay benim hayatımda bir dönüm noktası oldu. Öğretim elemanı olarak 20 yılımı doldurdum ve 4 yılı da sayarsanız 24 yıldır dolu dolu yaşadım. Eski hocalarından tutun da, şimdi pek çok genç hocanızın bile öğrencilik dönemlerini hatırladığım bir geçmişim var. Okulumu ve işimi seviyorum. Okul tarihinde çok güzel anılarım var biriktirdiğim, keyifli güzel günlerle anıyorum, yad ediyorum.

 5. Fakültemize gelecek olan öğrencilere tavsiyeleriniz nelerdir?

Reklamcılık bölümüne gelecek öğrencilerin öncelikle reklamı sevmeleri gerekiyor. Yani işlerini sevmeleri gerekiyor çünkü şöyle bir hayatımıza baktığımızda, evet, hayatımızdaki seçimler bizleri son derece ilerisi için de etkiliyor. İş seçiminde reklamcılık, son derece keyifli, bir o kadar öğretici bir meslek aslında. Çünkü farklı farklı markalarla çalışıldığı ve bunlara bağlı farklı sektörleri inceleme şansına sahip oluyoruz, bu da bizlere entelektüel anlamda da bir bilgi birikimi sağlıyor. Bir gün belki bir ilaç firması için çalışırken, ertesi gün bir gıda firması için, bir gün bir otomotiv sektörü. Dolayısıyla hayatın her alanına dair bilgileniyor yeni şeyler öğreniyoruz. Jacques Seguela’nın dediği gibi “Eğlenceli şeydir şu reklamcılık”. Bu mesleği seçmek isteyenler önce kendilerine güvenli, yaratıcı olduklarına inanıyorlarsa, iletişim becerileri güçlü ise biraz da tüketici davranışlarına yönelik olarak psikoloji ve sosyoloji alanına ilgi duyuyorlarsa, öğrenmeye açıklarsa, okumayı ve yazmayı da seviyorlarsa neden olmasın?

Prof. Dr. Işıl AKTUĞLU’ya Teşekkür Ederiz.

Yazarlar:

Meryem KÜÇÜKOĞUL

Gizem KOCAAĞA

Nesibe ERİM

Editör:

Murat Kahraman

 

Reklamlar