Etiketler

, , , , , , , , , , ,

1.Merhabalar hocam, biraz kendinizden bahseder misiniz?

Merhaba, ben Onur Akşit. 1980, İzmir doğumluyum. Anadolu Üniversitesi Sinema-Televizyon bölümü mezunuyum. 2005’in sonundan beri de bu fakültede,  Görsel İletişim Tasarımı bölümündeyim. “Bilim Kurgu Sineması ve Teknokültür” başlıklı doktoramı ise Radyo-Televizyon ve Sinema anabilim dalında tamamladım.

onur-51

2.Görsel İletişim Tasarımı bölümü ile ilgili bizi bilgilendirebilir misiniz?

Tabi. Bölüm başkanımız Prof.Dr. Zafer Özden. Çeşitli nedenlerden dolayı bugüne kadar lisans öğrencisi alamadık. Bu sene yüksek lisans öğrencisi almak için tekrar başvuracağız.

Görsel İletişim Tasarımı alanı dünyada son yıllarda yaygınlaşıyor. Dünyada neredeyse tüm iletişim fakültelerinde var. Türkiye’de de ilk olarak Bilgi Üniversitesi ile başladı ve şu an da sanırım özel üniversitelerle birlikte bölüm sayısı 15 civarı olmalı. Biz de Ege Üniversitesindeki temsilcisiyiz. Bu bölüm, disiplinler arası diyebileceğim bir bölüm ve sanat ve iletişim disiplinlerinden kuramsal ve uygulama anlamında katkı alabiliyoruz. Yüksek Lisans için başvurduğumuz da, açılırsak ek olarak Görsel Sanatlar eğitimi de olacak yani Görsel İletişim Tasarımı ve Görsel Sanatlar adı altında başvuru yapılacak. Alanla ilgili temel kuramsal dersler ile birlikte vereceğimiz dersler sanat eleştirmenliği, teknoloji kültürü, popüler kültür, moda, toplumsal dönüşüm gibi farklı alanları içeren konuları barındıracak.

  Görsel iletişim tasarımı disiplininde kuramla pratiği ayırmak çok mümkün değil. Çünkü gelişen teknolojiyle çok bağı olan bir sektör bu. Mutlaka hem internet kültürüne hakim olmak hem bir donanım becerisine sahip olmak isteniyor yani daha doğrusu görsel sanatla ya da görsel tasarımla ilgilenen herkesin mutlaka böyle bir yönü olmak zorunda çünkü teknoloji olmadan, donanım ve yazılım bilgisi olmadan bu işle ilgilenmek nerdeyse imkansız. Sinema da bu şekilde artık… Görsel sanatın her türünde; grafik tasarım, web tasarım… Moda bile teknolojiyi bilmeyi gerektiriyor. Biz bu konulara ilgili, meraklı insanların bize geleceğini düşünüyoruz. Çünkü gelişen dünya bu yönlerde ilerliyor.

3.Fakültemiz hakkında düşünceleriniz nelerdir ve okulumuza gelecek öğrenciler için neler söylemek istersiniz?

Ege Üniversitesi köklü bir üniversite. Türkiye’de sayılı üniversitelerden. Öncelikle Türkiye’nin de üçüncü büyük kentinde. Bu yüzden insanlar için çok çekici olabiliyor. Öğrencilik yaşamak için iyi, güzel bir yer, diğer İstanbul ve Ankara’nın  dezavantajlarını taşımıyor. Hem hava olarak hem de belki ucuzluk olarak yaşaması daha kolay bir şehir. Ege Üniversitesi de tabii bunun avantajını yaşıyor. Fakülte de bütün bu avantajlara sahip. Ayrıca tecrübeli bir kadroya sahip. Bu da tabii öğrenci için avantaj, bir derse girdiğinde karşısında tecrübeli bir hoca görüyor çoğunlukla.

Gelecek öğrencilere tavsiyem ise, mutlaka İngilizceyi öğrenerek gelsinler ya da buradayken öğrensinler, hazırlık okuyabiliyorlarsa hazırlık okusunlar. İngilizce olmadan hiçbir iş yapılamıyor bu internet çağında. Özellikle RTS ve Görsel İletişim Tasarımı için söylüyorum, teknik bilgiyi İngilizce bilmeden yani internetten destek almadan öğrenmek çok zor. Ama İngilizce biliyorsanız kendi kendinizi yetiştirme şansı çok daha fazla bu alanda. Bence zaten üniversiteler teknik bilgiyi bir meslek okulu gibi vermek yükümlülüğünde değil. Mutlaka dil öğrensinler ya da dil öğrenmeye yatkın olsunlar, dilden korkmasınlar; çünkü o çok olan bir şey öğrencilerde: İngilizce görünce kaçmak… Onun dışında sadece bu alanla ilgili değil edebiyatı, felsefeyi bilmek, sosyolojiden biraz anlamak sadece interneti değil bu tarz kitapları takip etmek, öğrencilerin her alanda çok yararlı ve donanımlı olmasını sağlıyor. Böylece buradan da bir fark yaratarak mezun olurlar. Bunu sadece iş hayatı ile ilgili olarak düşünmemek gerek. Üniversite sadece sektöre eleman yetiştiren bir yer olmamalı. Buradan donanımlı olarak ayrılmak, bir fark yaratmak, bundan sonraki hayatında çalışsın ya da çalışmasın, o sektörde olsun ya da başka sektörde olsun iyi bir insan olabilmek için, topluma yararlı bir insan olabilmek için ya da iç huzura sahip bir insan olabilmek için bence önemli. Yani buradaki aldığı eğitimi edebiyat, felsefe, sosyoloji ile ya da müzikten anlayarak, bir enstrüman çalarak ya da mesela bir kısa film çekerek desteklemeli. Yoksa sadece meslek hayatı ile ilgili bir şey değil üniversite eğitimi, buna çok takılmamak gerekiyor. Öğrenciyken, tabi ki, “ne yapacağım, para kazanabilecek miyim” ya da erkek öğrenciler için “askere gideceğim” vb. dertler oluyor. Ama bu dertlerle birlikte bir yandan ruhen kendini besleyebilirse, dediğim şekilde, sonradan karşısına çıkan olaylarla daha iyi baş edebilir, yoksa hazırlıksız yakalanıyor insan hayata üniversiteden sonra. Bu da hem kişisel hem de toplumsal anlamda sorunlara sebep olabiliyor.

Yrd. Doç. Dr. Onur Orkan AKŞİT’e Teşekkür Ederiz.

Yazarlar:

Meryem KÜÇÜKOĞUL

Gizem KOCAAĞA

Nesibe ERİM

Reklamlar