Etiketler

, , , , , , , , , , , ,

   Yeni bir haftada yeni önerilerimiz ile sizlerleyiz.

   Bu hafta, içeriğine göz atacağımız film önerimiz ‘Marka’, kitap önerimiz ise George Orwell‘ın kaleme aldığı ‘Hayvan Çiftliği’.

Marka

   Sizler için seçtiğimiz Marka filmi, 2012 yılında vizyona giren pazarlama gücünün küresel boyutta etkilerini işleyen, ABD-Rusya yapımı bir filmdir.

   Film, Misha Golkin ana karakteri etrafında dönmektedir. Misha Golkin tarih bölümünü okuyup bitirmiş olmasına rağmen kendisinde pazarlama yeteneğini fark ederek bu alana yönelmiştir. Rus reklam endüstrisinin öncüsü Bob Gibbons ile tanışmasından sonra da bu alanda önemli bir isim haline gelmiştir.

   Filmde asıl anlatılan özel şirketlerin küresel bir komplo ile insanların zihinlerine girerek algılarını nasıl yönlendirdikleridir. Fastfood endüstrisi pazar paylarını büyük oranda kaybetmektedir. Artık insanlar bu şirketlerin ürünlerini tüketmemektedir. Çözüm arayışı içerisinde olan şirketler çareyi Pazarlama Gurusu Josept Pascal’ın önerisinde buluyorlar. Bu öneri ne mi? Bu öneri korkunç kapitalist bir plan: İnsanların algılarını değiştirerek ‘Dünyayı şişman hale getirmek’. Film de işlenen bu olayda kapitalizm sisteminin gözünün ne kadar kara olduğunu görebiliyoruz. Hatta Misha Golkin’in filmde söylediği ‘Eskiden markalar insanların arzularına göre şekillenirdi şimdi ise insanlar markaların arzularına göre şekillenmekte’ cümlesi konuyu tamamen özetlemektedir.

   Marka bağımlılığı, kapitalizm, insan algısının yönetilmesi ile insanların düşünmeyen, pasif bireylere dönüşmesi, markaların ölümcül rekabeti gibi konular filmde işlenmektedir.

   Filmde marka bağımlılığı insanlar ve binalar üzerinde oluşan fantastik yaratıklarla simgeleştirilmiştir. Bu simgeleri sadece Misha Golkin görmektedir. Misha bu karanlık simgelerin altındaki gerçekleri ortaya çıkarmak için işe koyulmuştur. Neler yapacağını ve yaptıklarının nelere sebebiyet vereceğini görmek için izlemenizi tavsiye ederiz.

Hayvan Çiftliği

   Bu hafta inceleyeceğimiz kitap George Orwell’ın Hayvan Çiftliği romanı. İlk kez 1945’te yayınlanan[1] roman her ne kadar Stalinizm’e bir eleştiri[2] olsa da kitabı okuyanlar kitabın aslında sadece Stalinizm’i ilgilendirmediğini, her dönemde ve ideolojide karşımıza çıkan olgular taşıdığını görmüşlerdir.

   Roman bir çiftlikte yaşayan hayvanları konu edinir. Bu hayvanlar sahipleri tarafından sömürülürler ve en sonunda sahiplerine karşı bir isyan çıkararak çiftliğin yönetimini ele geçirirler. Zeka yönünden diğer hayvanlardan daha üstün olan domuzlar yönetimi ele alır. Başta bütün hayvanlar domuzlar idaresinde eşitçe yaşarlar. Hatta eşitçe yaşamalarını garanti eden “Yedi Emir” adında kuralları bile vardır ve bu kurallar şöyledir:

  1. İki ayak üzerinde yürüyen herkesi düşman bileceksin
  2. Dört ayak üzerinde yürüyen veya kanatları olan herkesi arkadaşın bileceksin
  3. Hiçbir hayvan giysi giymeyecek
  4. Hiçbir hayvan yatakta yatmayacak
  5. Hiçbir hayvan içki içmeyecek
  6. Hiçbir hayvan diğerini öldürmeyecek
  7. Tüm hayvanlar eşittir

   Zamanla domuzlar, Yedi Emir’de yasak olarak belirtilen şeyleri yapmaya başlarlar. Bunları yaptıkça da bu yazılı olan kuralları diğer hayvanların zekalarının kendilerininki kadar gelişmemiş olmasını ve zaten doğru düzgün okuma yazmalarının olmayışını fırsat bilerek yavaş yavaş değiştirirler. Domuzlar yatakta uyurlar, içki içerler ve hatta iki ayaklarının üzerinde yürüyüp kıyafet giymeye başlarlar. Sonuçta Yedi Emir şuna dönüşür:

  1. Dört ayak iyidir, iki ayak daha iyidir.
  2. Hiçbir hayvan sebepsiz yere öldürülemez.
  3. Hiçbir hayvan çarşaflı yataklarda uyuyamaz.
  4. Bütün hayvanlar eşittir, bazıları daha eşittir.

   Kuralların değiştiğini anlayamayan hayvanlar, domuzların davranışlarını kurallara uygun olarak kabul ederler. Garip bir şeyler olduğunun farkında olsalar da bunun adını koyamazlar. Adını koyamadıkları şey, en baştaki o eşitlikten eser kalmamış olduğudur.

   Çiftlikteki hayvanların başına gelen aslında bizim günlük yaşamımızda karşılaştığımız durumlar arasındadır. Zaman geçtikçe değişen şartlarla, “doğrular” da bu şartlara paralel olarak değişebilir. Yahut kişiler, gruplar ya da kurumlar kendi çıkarlarını gözetmeye başladıkça “doğruları” kendileri lehine kullanmaya veya değiştirmeye yönelebilirler. Özellikle siyasal iletişimde bu tarz olaylara sıklıkla rastlanabilir. Neler olduğunun farkında olan insanlar “zekalarıyla alay edildiği” hissine kapılırken, bazı insanlar da tıpkı Hayvan Çiftliği romanında olduğu gibi “garip bir şeyler döndüğünü” anlasalar da bunun adını tam olarak koyamazlar.

Yazarlar:

Sevil Karaman

Sibel Beken

Özenç Kaya

Kaynakça:

[1] https://tr.wikipedia.org/wiki/Hayvan_%C3%87iftli%C4%9Fi

[2] https://tr.wikipedia.org/wiki/Hayvan_%C3%87iftli%C4%9Fi

Reklamlar